Cumartesi, Haziran 06, 2009

gerçekten tezgahtan marul verir gibi ilk isteyene verdiler de

okuldan ayrılmak hiç yaramadı bana... arada bir büyük ablamlara abim refakatinde gitmek dışında evden çıkamadım uzun süre. çıkmama izin verilmedi. anneme babam ayrı tembihliyordu abim ayrı...
kötü günlerdi ama daha kötüleri yoldaymış bilmiyordum.
bir akşam dünür gelecek dedi babam anneme. annem bile bilmiyordu kimdir necidir...
bakkal hasan amcanın tanıdığı bir çocukmuş. anne babası ayrıymış. damadının çalıştığı fabrikada tekstil işçisiymiş... kimi kimsesi yokmuş ama işi varmış..

gerçekten de istemeye hasan amcayla fabrikadan ustabaşısı olan bir adamla geldiler.
müstakbel damat kötü biri değildi aslında. bana göre biraz yaşı geçmişti ama fena görünmüyordu ne bileyim gençlik işte...

kahve götürdüm. utangaç baktı yüzüme. elleri nasıldı unuttum ama titreyen benim ellerimdi kahve tutarken... yaşadığım hayattan memnun değildim. abimin baskısı babamı geçmişti. büyük ablam hemen evlenmiş ve adeta kaçmıştı evden, ortancayı okuttular onunla hep gurur duydular. ben de büyük ablam gibi yapmalıydım...
yaptım da. fikrimi annemden başka soran olmadı. o da tebligat memuru gibi verdik.. dedi sadece.. kime veriyorsunuz, kimi veriyorsunuz diyemedim... ben de çekip gittiğime razıydım...
sade bir düğünle evlendik... küçük bir gecekonduya yerleştik. yani onun evine onun semtine...
iki minibüsle gidip gelebiliyorduk... babam neredeyse hiç uğramadı bize... annem de ancak abim getirdikçe gelebildi...
arada büyük ablam ve onun çocukları uğradı... o günden sonra ailecek bir araya hiç gelemedik...

Hiç yorum yok: